2 Mar 2012

objektifime takılanlar...


taşınırken flaş bellegi kaybetmiştim tüm her yer arandı.hurçlarının içine varıncaya kadar çok üzülmüştüm.tüm fotolarım izmir,doğum günleri,geziler,ev halleri,yeğenler vs vs..bugün yaptığım bir objeye yapıştırmak ya da süslemek için kafa yoruyordum. fethiye'den dönerken gülen'cimm  bana sen bunları değerlendirirsin die hobi malzemeleri vermişti o torbaya belki elli kez bakmıştım halbuki ben? mavi renk ararken flaşımı buldum nasıl sevindim nasıl anlatamam..fotolar arasında gezerken bu resimleri paylaşmak istedim..bu dönemler ben çok ama çok yalnızdım zuzularla tanışmamıştım konuşacak ,dertleşecek,gülüp,ağlayacak bir kimsenin olmaması inanın çok kötü bir durum.zuzular olsaydı heykel,ağaç ,çalı çırpı,sahil mutlak her karede bir fotomuz olurdu .siz fotolara bakın ben objemi tamamlayım fotoğraf makinam hala gelmedi gelince aralıksız paylaşıcam hepsini..







 




 





 


 


 





29 Şub 2012

Kartalkaya'yı Ateşleyenler

Hayalin bir dağın tepesine karlarla kaplı olsa da ateşle iz bırakmak kadar zor bir şey olsa bile peşini bırakma. Önce hayal eder, sonra o hayale inanırsın; nasıl yapabileceğini tasarlar ve denersin, yılmadan. Yeterince denersen, neden olmasın?

Onlar tam da bunu yaptı. Karlarla kaplı Kartalkaya’nın zirvesine ateşle iz bırakabileceklerine inandılar. Burn, sadece ihtiyaç duydukları cesaret ve enerji desteğini sağlayarak bir hayali ateşledi. Onlar da tutkularının peşinde yola çıktılar. Boardlarını hazırladılar, pompalarla modifiye ettiler, rampalarını kurdular ve kaydılar. Olmadı, baştan aldılar, onları amaçlarına ulaştıracak şartları gerçekleştirmeyi başarana kadar, tekrar tekrar.

Ve 3. gün de bitip gece yarısı olduğunda Kartalkaya’da istedikleri ateşi yakmayı başardılar. Çektikleri videoyla da ‘İçindeki kıvılcım nasıl kocaman bir ateşe dönüşür’ü hepimize gösterdiler. Tutku ve cesaretle yanmayacak ateş yoktu, inandık. Burn, gençleri tutkularından başka bir şeye kulak asmadan, istediklerini alana kadar denemeye, vazgeçmeden denemeye çağırıyor. Tutkuları cesaretle besleyen kocaman bir ateş yakmak için Burn gençleri ateşlemeye devam edecek.İçindeki kıvılcımı farket ve büyüt. Burn ateşler.


http://www.facebook.com/BurnTurkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

isim bulsanız bana.birde güzel hediyeler var baksanız!...

sonunda bağlantı sağlandı şükürler olsun..istediğim gibi bir şablon yapamadım çok fazla html ve css bilgim olmadığından ekleme silme ufak tefek şeyleri yapabiliyorumda.birde blogumun adını değiştirmek istedim ama onuda yapamadım  1.isim bulmakta zorlandım birde nasıl yapacağımdan tam emin olmadığımdan bıraktım..fikir verseniz,isim bulsanız bana yakışan isim ne olur du ki??  birdee

arkadaşımız çokk güzel hediyeler hazırlamış..BURADA   
herkese bol şanss

27 Şub 2012

Ece Sükan Benim Bloguma Yakışan Sony VAIO'yu Seçti... Sıra Sende!

Sony, en renkli VAIO serisi için Ece Sükan'la güzel bir işe imza attı. Ünlü moda ikonu Ece Sükan, benim bloguma yakışacak olan rengi belirledi. Blogları tek tek inceleyen Ece Sükan içerik, tasarım ve duruşa göre 6 farklı rengi olan Sony VAIO içinden bana beyaz VAIO'yu seçti.

Ayrıca Facebook üzerinde yapılmış özel bir aplikasyonla Ece Sükan profil fotoğraflarını inceliyor ve sana yakışan Sony VAIO'yu belirliyor. Sen de fotoğrafa tıklayarak Facebook üzerinden VAIO kazanma şansı yakalayabilirsin…


sony-vaio
Bir bumads advertorial içeriğidir.

26 Şub 2012

8x4 Deodorant Rumeli Hisarı'nı Yıktı!

Daha önce Galata Kulesi'nde yaptığı project mapping ile dikkatleri üzerine çeken 8x4, yeni ürünleri olan Beauty ve Beast için bu sefer de Rumeli Hisarı'nda görkemli bir project mapping uygulaması yapmış. Fantastik gösteriye, hepimizin yakından bildiği Güzel ve Çirkin masalı ilham vermiş. Birbirine kavuşamayan iki aşığın kötü niyetli ejderhaya karşı olan savaşı konu edilmiş. Ejderha masalın sonunda 8x4'ün yeni kokularına yenik düşüyor ve aşıklar kavuşuyor.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim; 8x4 gerçekten de hoş ve güçlü kokulara sahip... Deodorant özelliğinin yanında bir parfüm gibi de rahatlıkla kullanılabilir. Gösteriyi Rumeli Hisarı'nda seyredemeyenler için aşağıda paylaşıyorum.



8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

ORDAN,BURDAN ,BİRDE ETİ TUTKU'DAN:)))))

aklıma mukayet olmak istiyorumm!.. ne mümkün hala bir bağlantı sağlanmadı. ttnet'i arıyorum ayşe ,lale'ye ,lale ahmet'e aktarıp duruyorlar tam 45 dk telefonda aktarıldıktan sonra.yeter ya deyip zıvanadan çıktım.okan bey  nasibini aldı benden yana.haklısınız hanfendi diyor da başka bir şey demiyor.bana haklı olduğum konunun dışında bir şey söyleyin o kısmı ben zaten biliyorum..şikayet dosyası oluşturduklarını ve en kısa zamanda döneceklerini söylediler.ben bu sinir buhranı üzerimden gitmemişken allahım yine o reklam ölmek istiyorum!.harbi ciddi ciddi kendimi atasım geliyo balkondan. bu nedir bu nasıl bir reklamdır arkadaşş  ''eti tutku'' akışkan bir kremam var ,kurabiyem akla zarar... buraya ne zaman dönerim ben bile bilmiyorum. özlemle ,merakla,sabırsızlıkla bekliyorumm.

yımırta hanım hayranlarını bahçemize topluyor.başımızı belaya sokacak:))) ama işin enteresan tarafı gitmiyor da hanfendi artık nasıl korktuysa cam ,kapı balkon açık hatta dış kapı açık ama gitmiyor..balkonda ben kucağıma alıp aşşağıdaki kedileri gösteriyorum can havliyle elimi yüzümü tırmalayıp omzuma daha tepeye çıkıp oradan atlayıp o hızla içeri kaçıyor.anlamış değilim:)) neyse bu benim işime daha çok geliyor tabisi ohh kızım korkmuş gitmiyor..siyah olan öyle kur yapıyor ki ne taklalar ,ne oyunlar diğer siyah beyaz olan dişi ve hamile..onun yavrularını burada karşı apartmanda evinde kendi kedisi var adı bebiş ama sokak kedilerinide beliyor.yımırta kaybolduğunda kedileri beslediğinden bu sokak kedisi değil demiş. bende sokakta ararken gördüğünü söylemişti hatta zile basmıştı kedin geldi çöpün orda git diye.bahriye abla onlara yuva bulacağını söyledi.ne sevindim anlatamam.geçenlerde afedersiniz itin biri köpeği tekmeleriyle öyle bir dövdü ki hayvanın bacağını kırmış pislik.bahriye abla yetiştirdi hayvanı veterinere allah bin kere razı olsun..
apartmanda 3 kişiyiz 3. kattaki bir izmir'li nasıll mesudum anlatamam tanıştık kaynaştık.bir izmir'li bulmanın ve aynı zamanda komşum olmasının verdiği sevinçle şimdilik gidiyorumm..






4 Şub 2012

GÖZÜNÜ SEVDİĞİMİN TÜKETİCİ HAKLARI:))

yeni binanın derdide bitmiyor türksat baya sorun yarattıktan sonra benim ee ben tüketici haklarına gideyim dememle anında funda hanım olaraktan çağrıldım ve olayı 5 dkda tatlıya bağladık::)) ya madem böyle birşey var en baştan niye demiyorsunuz arkadaş süründürüyorsunuz insanı hay gözünü sevdimin tüketici hakları.şimdi ise ttnet'le sorun içersindeyiz hayır ben uzaya felan taşındımda benim mi haberim yok arkideşş işleme alınmış 1 ayı bulurmuş.bu noktada kendime çok kızdım eşim laptop alalım dediğinde HAYIRR olmaz yeğenler alır bozarlar  masa üstü diye tutturan benim. aklımı seveyim:)) mazı dağındayım gülem zuzumda yeliz geldi bursadan ve hepimiz burda toplandık pınar ,ben gülem,yeliz genelde bende toplanırdık ama gülem zuzum hasta biz geldik.kırıldık gülmekten damla çikolatalı pınarcımın yaptığı kurabiyede günün alay konusu oldu azıcık ama azıcık sert olmuş:))


kimler neler yapıyor,herkes nasıl bilmiyorum fırça yiyorum bırak şu bilgisayarı diye ziyaret edemeyeceğim.en kısa zamanda görüşmek üzere ..sevgilerle....

17 Oca 2012

SENDEMİ TÜRKSAT ÖMRÜMÜ YİDİN EVLADIMM:)

taşındım ve biraz uzun sürdü ama yeleştim.amma zormuşş bu işler.çokk zaiyat var vitrinin orta camı indi ve kullanmaya kıyamadığım yemek takımından bir çok parça kırıldı:(( üstelik kimliğim yok ortada karakola gidip bildirdim.artık gazeteye ilan verme olayı yokmuş ohh be dedim sevindim açıkçası:)) yımırta camdan atladı ve kaçtı okadar üzüldüm ağladım ki anlatamam

 bir insanın alışması sevmekten daha zormuş.kedi sevmeyen eşim bile işten erken çıkıp aradı eski eve gitti.ertesi akşam karşı apartmanın bahçesindeki baraka evin çatısında gördüm 4 kedi ortaya almışlar el kaldırıyorlar benimkide tırsmış geri geri çekiliyor.eşim aldı yımırtayı kucağına diğer kedier aşşağı atladı.eşimin kucağındaki yımırta hanım aşşagıdaki kedilere az önce korkup geri geri giden hanm tısss pısss yaptı ama ne güldüm anlatamam:)) kendini emin ellerde hissettikten sonra artistlik taslıyor pıss felan zilliye bak:)) uydu net bağlantımız olmuyor:(( kapatmaya anasının gözü parası
istiyorlar.yeniyılda yeni sisteme geçmişler apartmanda % 40 nın imza vermesi gerekiyormuş.aptmanda zaten 3 kişiyiz..onca dl döktük yok.en son biz keşfe gelicez sizi
ararız dendi pıff...birşeyde yolunda gitse şaşarım zaten..

net bağlantımı çözene kadar can sıkıntısından boş durmamak adına sürekli üretim halindeyim.en kısa zamanda paylaşmak dileği ile...

27 Ara 2011

DANTE GİBİ ORTASINDAYIZ ÖMRÜN!...

zaman ne hızlısın!..sana yetişmek ne mümkün.bunca yıl nasılll su gibi akıp gitmiş daha dün gibi hatırladığım günlerim ,anılarım var.sanki herşey okadar sıcak ki  gözle görülür,elle tutulur bir yanı yok belki dünlerin ama hala dün gibiler işte..mutlu olduğun zaman dilimlerin,seni derinden yaralayan hala içini acıtan,kalbinde sızlayan acın bile daha dün yaşamışsın gibi ama bakıyorsun seneler geçmiş üstünden.  dün görüştüğün kişinin ölüm haberini almışsın.''nasıl ya daha dün sohbet ettik kahve içtik'' diye hayıflanmışsın. bugün yarın uğrarım diye ertelediğin arkadaşının çocuğu 1 yaşına girmiş ''hadi canım ne okadar oldumu''demişsin!..bir sohbette davet edildiğin düğün,nişan,vs ''ohooo daha 2 yıl var neler yaparız''demişsin 2 yıl gelmiş çatmış ama sen hiçç birşey yapamamışsın..''ne çabuk geçti'' demişsin...evet yine bir ne çabuk geçti!..kendimden ödün verdiğim , abim için kendi hayatımı hep arka planda tuttuğum, boşa ,haybeye geçen ziyan olan yıllarım:(

 yaklaşan yılbaşıyla birlikte içimde emsalsiz bir hüzün dile kolay  bir kaç gün sonra cahit sıktı tarancı'nın dediği gibi!..yarıladık mı şimdi bizde ömrü:( ne zaman ,hangi ara, ne çabuk!...


Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.



Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar



Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.



Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.



Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.



Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.



Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

                          CAHİT SITKI TARANCI

      

       

25 Ara 2011

SIRT AĞRISI,BOYUN AĞRISI,BAŞ AĞRISI IMM TADINDAN YİNMEZ:))

evet yıllardır hep aynı yerde geçmeyen bir sırt ağrısı ,boyun ağrısı artı baş ağrısı bu üçlü her daim benimledir.heçç yalnız bırakmazlar sağolsunlar:))evv hoppacık üstelik son yaptığım çok sıkılmamdan dolayı kolileri sallamasyon usulü yaptım. ne ararsan var içinde cam,porselen ,kıyafet okadan karışık yane:)) insanın bi yerleri ağrımaktayken ve üstelik ateş halindeyse böyle oluyormuş:))
işin ilginç tarafı eve ne zaman taşınacağımız belli değil.muallakta mütahit beyden haber bekliyoruz.
daha elektrik ,su abonesini alacağız.off ne kadar zormuş bu işler.
 
bir makyaj kutusu yaptım kendime.yapıştırma kısmı zorladı beni birde yanlış yapıştırmışım söktüm tekrar yapıştırdım:) birde kalp şeklinde kestiğim kartonları oje ile boyadım üzerlerine oje şişesini vura vura şekil yapmaya çalıştım.sonra iç kısımlarını kırmızı astarla kapladım.arklarınıda kırmızı oje ile boyadım içlerine fotoğrafları koyduktan sonra cam yerine şeffaf beyaz kutu vardı onu kestim.yapıştırdım.yamuk mu olmuş biraz ne :) ilk denemeydi bir dahakine daha muntazam olur diye avuttum kendimi:) aslında saten kumaş vardı beyaz ve kırmızı onunla kaplamak istedim ama kalp şekli olduğundan satende kaydığından  beceremedim:))

net bağlantım varken paylaşayım dedim..
bu kalabalığın bunca işin içinde bugün ne pişirsem yok muu?? en can alıcı nokta bu ha. iş güç yormuyor adamı onu düşünmek bile yetiyor:)) bugün düşünmedim akşam yemeğinde kahvaltı mis gibi kızarmış ekmek ,tereyağı ohh bundan güzeli varmı? 
  

 

23 Ara 2011

İşte Tüm Annelerin Merakla Beklediği Tarif!

Son zamanlarda herkesin konuştuğu hatta Obama’nın hanımının bile merak ettiği tarif; Pınar Labneli!

Herkes bu tarifi merak ediyor, lezzeti dünyanın bir ucuna yayılıyor.

Pınar Labneli Yedi Baharatlı Pasta’nın tarifini www.facebook.com/PinarLabne adresinden öğrenebilirsiniz.

Diğer Pınar Labne’li tarifleri herkesten önce öğrenmek için sayfayı takip etmeyi unutmayın!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

21 Ara 2011

AYHHH İMDAAAAAAAAATTTTT!..



başlıktaki gibi imdattttt atasım var!..balkona kapıya çıkıp yoldan geçeni çağırasım var,evi olduğu gibi bırakıp firar edesim varr:))) ben evlenirken bir büyüğüm benimle gelmedi malum antalya herkesin işi gücü,
çoluğu ,çocugu var.ben tek başıma geldim aşkoşun oturduğu ev bekar eviydi.ve ben evleneceğim,eşyalarımı kullanacağım sevdasından aklı birrr karış havalarda olan ben aklım basmadı:)) ben bu evde oturmam burası olmaz demedim hay aklıma:)) bir büyüğüm benimle geleydi burası olmaz der olayı organize ederdi.
neysem..biz antal'yaya geldik düğünden sonra evdeki boya ,badana tadilat işlerinden sonra izmir'den eşyalarımız geldi.asansörlü nakliye bütün eşyaları yukarı taşıdılar.kutuları aşıp yerleştirdik.

şimdi taşınıyorum ve bu konuda oldukçaaa acemiyim ilk taşınışım..beynim sulandı neyi nereye koyacağım:)) ve daha sadece salonu vitrini boşalttım..mutfak yatak odası hak getire:)) TTNET'ten sıttımız sıyrılmıştı.kotası sınırsız olan ve ödemesi 45 lira olan TTNET hiç bir zaman 45 lira gelmedi:))) en son 85'i gördüğümüzde artık aramızda ki bağı koparmanın zamanı geldide geçti deyip kablolu yayına geçtik..sınırsız ve 24 tl ayrıca bir sürü kanal belgesel vb..üstelik TTNET gibi sürekli bağlantıda sorun yaşamıyorsunuz ve kamlumbağa hızında değil ben çok mennumun şiddetle tavsiye ediyorum. ha bu arada anahtarı aldık almasına da biz iki akıllı kablolu yayın varmı yok mu onuda bilmiyoruz:)) yoksa 2 yıllık sözleşmemiz var ne yaparız?? bilmem..
inşallah yılbaşına kadar taşınırım yeni yıla yeni evimde girerim.ama zor muş taşınmak daha diğer ev temizlenecek buradaki eşyalar.. çıkarken burası temizlenecek pufff vala firar etme düşüncem 2 kat artıyor;:)))
ağlamak istiyorummm toparlanırken çok sevdiğim canımmm kahve fincanlarım her biri farklı renkte ve farklı bir surat ifadesi olan canımm takım altı ıslanmış elime alıp götüreyim derken çattt abii bir tanesi sağlam kalsaydı ya:(   odaların her yerinde büyüklü küçüklü koliler ve yımırta kaybolmuşsa nerde acep??tabisi kolilerin içinde:)) akıllım birde ufacık kolilerin içine giriyor:)) neyse ben işlerimin başına döneyim..













20 Ara 2011

HAYDİ DURMA BİR KİTAPTA SENDEN OLSUN..

herkes kitap okuyor değil mi? ve hepimizin sayısını bilmediğimiz kitapları var.haa kitapları olmayanlar artık çok pahalı değil 5 ,10 tl ye temin edebiliyoruz değil mi?? 



şimdi sizlerden bi ricası var arkadaşımızın diyor ki:
Öğrencim benden bir öğretmen olarak ricada bulunmuş ve  ben , " birşey yapamam " diyemezdim. Böylede bir güvence verdim kendisine. Açıkcası, sizlere güvendim . Sadece 1 kitap bile olsa , bizim küçücük bir katkımız , onların hayatlarında büyük farklılıklar oluşturacaktır. 

Özelliklede dedik ki ; "BİR, SIFIRDAN İYİDİR." Senin elindeki bir kitap, Erzurum'da yüz kitap olacak. Erzurum'da o yüz kitap yüz kere yüz gencin dünyasını aydınlatacak. Bu aydınlık yine senin yaşamını aydınlatacak. Senden giden "bir", sana yine geri dönecek "yüz kere yüz" katıyla. Bu ülkenin en büyük düşmanı CEHALET !

* Kendi kütüphanemizden sadece bir kitabımızı gönderebiliriz.
* Olabildiğince arkadaşımıza , "ses getirir mi? " diye düşünmeden duyurabiliriz.
* Yazıyı bloglarımızda paylaşabiliriz.
* Daha da fazlasını yapabilirim, yapmalıyım, yapmak benim görevim ve de borcumdur diyorsanız, bir kitap alarak, "gıcır gıcır bir kitap", onları mutlu edebiliriz.

Adres:  HINIS ANADOLU LİSESİ YİBO LOJMANLARI ARKASI ERZURUM / HINIS


duyanlar duymayanlara duyursun!..

18 Ara 2011

GÖNLÜM HEP SENİ ARIYOR.NEREDESİN SEN!..

annem şarkı söylemeyi de dinlemeyide çok severdi.en sevdiği 2 parça vardı!..biri
Dilimi bağlasalar, anmasam hiç adını
Gözümü dağlasalar, görmesem hiç yüzünü
Elimi bağlasalar, tutmasam ellerini
Silemezler gönlümden, ne aşkını ne seni..diğeride neredesin sen.kalp hastası olduğu için tıkanır söyleyemez bana söyletirdi..''hadi birdaha söyle''derdi hep:((
hastayken murat abimi çok görmek istemişti çokk ama nasip olmadı:(( öldüğünde naaşı samsun'dan gelecek olan murat abimi 1gün bekledi ,beklettik.ama gelemedi:((   abisinin (dayımın) çok sevdiği biricik oğluydu o..halasının gözbebeği,halasının kuzusuydu..bu şarkıyı ne zaman dinlesem gözyaşlarıma engel olamıyorum.katıla katıla ağlamaktan helak oluyorum:(



Samsun doğumlu.

1987-1992 İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi (Şan) Bölümü Mezunu (Bölüm 1.si).

Konservatuar eğitiminde Türk Halk Müziğinin usta hocaları Neriman TÜFEKÇİ, Nida TÜFEKÇİ, Yücel PAŞMAKÇI, Klasik Türk Müziğinin üstad hocaları Bekir Sıtkı SEZGİN,  Alâeddin YAVAŞÇA, Yavuz Özüstün, Batı Müziği’nde Metin ÖRSER ve Şan Eğitiminde Güher GÜNEY’in öğrencisi oldu.

1992-1995: İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü-THM Alanında Yüksek Lisans Mezunu.

1999′da İTÜ Sos. Bil.Ens. Doktora seviyesinde Sanatta Yeterlilik Eğitiminde tüm derslerini başarıyla vermiş.

1993 – 2004 arası İstanbul Radyosu’nda Sözleşmeli THM Ses Sanatçısı olarak çalışmıştır.

1993′ten bu yana Müzik Öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Birçok ulusal Radyo ve TV’lerde Halk Müziği programları hazırlayıp sunmuştur.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Müzik Tarihi dersleri vermiştir.



AKADEMİK ÇALIŞMALARI:

Posof’lu Âşık Erdemli’nin Hayatı ve Eserleri: 1992
Türk Halk Müziğinde Makamsal Yapı Problemleri: 1995

SANATÇININ YER ALDIĞI DİĞER ALBÜM ÇALIŞMALARI:

TÜRKÜLERLE YENİDEN (Eşi Arzu Aldemir’le birlikte)
AKŞEHİR TÜRKÜLERİ ( T.C. Akşehir Belediye Başkanlığı )
ÂŞIKLARIN GÖZYAŞI (The Tear Of Poets-Turkish Symphonic Folk Music)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlattığı CD çalışmalarında yer almıştır.
Yapı Kredi Bankası’nın hazırlattığı CD çalışmalarında yer almıştır.

murat abim ve neredesin sen!...

aynı zamanda  HALİMİZ AHVALİMİZ   Beyazıt ve Feshane’de 12 yıl önce bir araya gelen ve türküler üzerine söylenebilecek en güzel sözlerin yine türkülerle söylenebileceğini savunan Halk Müziği’nin sevilen üçlüsü..
FACE SAYFASI (desteklerinizi beklerim)
gittim ben şarkıyı dinlersem bu gece de yatamam..

17 Ara 2011

DIŞARIDAN BAKINCA BİRŞEY BECEREMEZ HAVASIMI VAR BENDE:)))

antalya'da kış yaşamıyorum dersem yeridir.çok yumuşak bir havası var.mutfakta bile titremeden üşümeden iş yapabiliyorsun.izmir'de ne mümkün kış günü mutfakta iş yapmak hele ki bulaşık yıkamak sular çivi gibidir.birde bizim o taraf tepe olduğundan (evka1) sen kapıya çık yürümene gerek yok rüzgar seni sürükler:)) sabah ayazı çok pistir adamı mahfeder.öyle soğuktur ki wc ye gidemezsin o derece..
benim için çok iyi bu üşüyen elleri ayakları hiç ısınmayan biri için ideal yane:)) 

bu kış örgüyle geçti.pembe ipi indirim yapmıştı zehra abla 50 kuruşa aldık içine simli kırçıllı mor karıştırdım.altına kaydırmaz dikeceğim oda yolluk olacak.aşkoşa ördüğüm kazağı kimse benim ördüğüme inanmadı.hatta yakından incelediler ,baktılar vala biz hazır satın alma sandık dediler.dışardan bakılınca bu kız birşey beceremez ,yapamaz gibi mi duruyorum anlamadım ki:))) iptende kaynaklanıyor duruşu ama yemin etmeme gerek yok ben ördüm.ayol birde içine baktılar dikişine kanaat getiremediler demekki:)) vallaha elde örülmüş dedilerde hala akıllarında bir soru işareti vardı:))
bu kadar kaydırmazı nerden bulacağım bilmiyorum mor halıyada dikmem lazım..ya da kaydırmazdan başka ne olabilir ki!..

ben işlerimin başına döneyim herkese güzell hafta sonları her gününüz bir gün öncesinden güzel geçsin..

15 Ara 2011

SİLİNEN DOSYALARI GERİ GETİRİN

bilgisayarla uğraşırken  virüs  ya da yanlışlıkla heba ettiğim çöpe gönderdiğim bir çok dosyam ve resimlerim oldu.geri dönüşüm kutusuna gittiğinden kurtarma şansım olmadı.oturup ağladığım bile oldu :)) bugün gezinirken gördüm.sadece yanlış yapan, yanlışlıkla silen sırf ben değilimdir. herkesin başına gelmiştir mukakkak.silinen dosyaları kurtarma şansımız vardır.bilmiyordum ben.herkeste anasının karnında öğrenmedi ya ne yapalım cahallımıza verin:))  
ben gibi bilmeyenlere lazım olabilir. ayrıca bilgisayarınızı hızlandırma,temizleme gibi diğer konularda var.göz atıp ulaşabilirsiniz..

14 Ara 2011

SİZ EVDE YOKKEN BİLE SİLİP SÜPÜREN BİR SÜPÜRGENİZ OLSUN..

temizliğe paydosss hele ki evde bir de yaramaz hayvanınız varsa  ve çalışan bir bayansanız tamm sizlik.sadece süpürse iyi!.. siliyor ve bakterilerin %98 yok ediyor.
çok vakit alan silme süpürme ortadan kalkıyor.zamanı kendinize harcamanıza olanak tanıyor.süpürme işlemini yapan roomba modeli ,otomatik olarak robot zekasını kullanıyor.yerleri,eşyaların altlarını,çevre ve duvar kenarlarını tertemiz yapıyor.zeminin türüne göre otomatik olarak ayarlıyor.

halı,kilim,parke,mermer,taş mozaik.üstelik evcil hayvanların tüylerini toplamak üzere farklı fırçaları ve toz toplama haznesi ile üretilmiş bir modelide bulunuyor.80 m2'den 250 m2'ye kadar alanı tek şarjla tamamlayabiliyor.7 ayarlama fonksiyonuyla siz evde yokken bile ayarladığınız konumda tek başına çalışıyor işi bitince yerine dönüyor.sanal duvarlarla istemediğiniz odalara girmiyor.irobot'un yalnızca süpüren modeli yok.birde silen scooba modeli var.

SİZ TANITIM VİDEOSUNU İZLEYİN.SONRA OKUYUP İNCELERSİNİZ 
her eve lazımm.

12 Ara 2011

ŞAKA DEĞİL HAYDE KOLTUK YAPIYORUZZ!...

ben yazdan bu yana çok şey yaptım aslında.. yollluk ördüm ,halımı bitirdim,blore aşkoşa kazak örmüş ama kollarını yapamamıştım onu bitirdim,kutu kapladım ,kalp kutular ve çerçeve yaptım,ayna süsledim,broşlar ,bileklikler bir kaç takı,dolap içi düzenleyici  ve çekmece düzenleyici yaptım,taçlar gece lambası ,abajuru yeniledim..biblo boyadım,babet yeniledim ojeyle boyadım,çanta yaptım,lavanta keseleri yaptım.lakin ardın ardına verilen şehit haberleri ardından van depremi olunca yayınlamak gelmedi içimden.analar ,babalar,eşler çocuklar ağlarken,çoluk çocuk buz gibi havada dışarda kalırken onların yaşadığı korku varken yayınlamak bir yana yazmak dahi gelmedi içimden:((fotoğraf makinam bozuldu daha doğrusu şarj yapmıyordu biz şarj aletini ısırdık,cımbızla açtık :))) artık servis dışı oldu :)) yiğenim ferhat gelince gülem zuzuma doğum gününde annesi tarafından hediye alınan nikon makinayı daha kullanmadan nerden şarj oluyor onu bile bilmiyor:)) bana getirdi kuzum.2 aydır makina bende. bizdeki sevgi ,dostluk böyle işte tarifi mümkün olmayan.herşeyi fotolayıp vereyim artık..

bugün nette dolaşırken enteresan şeylere rastladım dudağım uçukladı abowwww didim funda sen anca incik boncuklan uğraş:))) bak adamlar aşmış kendilerini aşmışşş pes dedim takdirde ettim haa hiç üşenmemişler evlerini komple düzenlemişler eşya satın almadan kasalardan ,şifonyer ve buna benzer çekmecelerden,kumaştan dikmişler raf yapmışlar..en garip gelen bir iki tanesini yayınlayım belki yapan olur:)
BURADA
buna bayıldım bayıldım.bu aparatları nirdan bulsakda yapsakkk
BURADA bu şekilde yan yatacak şekilde yapıp banyo dolabı rafı ,sebzelik,hobi malzemeleri kutuları,ve daha bir çok şekilde organize edilmiş.
bunu feyzbukktan buldum linki yok.ama dehşett değilmi. tabisi çocuklar için idael bizim gibi  balık etli insanlar oturamaz:))
daha çok şey var onlarıda sonra paylaşırımm...


11 Ara 2011

KEDİ YATAĞI..

kendime yaptığım yolluktan bir kaç tane parça artı.diksem bir işe yaramayacak ne yapsam ,ne yapsam derken yımırta bu yollukta yatmayı pek seviyor.hadi ona yatak dikeyim dedim.  daha ne istiyor buna şükretsin dimi ama:))).ayy küçük olmuş  gibi ama başka ip yok elimde.pek mutlu oldu mayıştı sıcacık yumuşak yumuşak ohh :))ben yımırtayı ilk bulup eve getirdiğimde aşkoş kedi sevmez ama beni sever:)) beni kıramadığından ''kalsın aşkım çok küçük büyüyünce dışarı bırakırız.'' dedi.şimdi aşkoş işten geldiğinde daha ayakkabıları çıkarmadan yımırta nerde diyor:)) yemeğe oturmadan 1 saat onunla oynuyor.geçenlerde birileri ''funda kedi artık büyümüştür.çok para yer. kılı,tüyü zararlı doğal ortama bırak.'' dedi.bende sinirden küplere binmiş ama karşımdakine birşey diyememenin acısıyla içimde patlayan öfkeyle ağlıyorum.beni ağlarken gören aşkoşa olayı anlattığımda '' sokak bilmiyor,kediler ve arabalardan kendini koruyamaz,aç kalır ölür hayvan dışarda.''diyerek son noktayı koydu.

9 Ara 2011

MOR SHAGGY HALI:))

halım bitti şükürler olsun :)))1sene olacak nerdeyse aman geç olsun güç olmasın değil mi? örgüye başlarken hani üzerine biri gelir şayet eli hafifse çabuk biter ama eli ağırsa bitmez.işte buna gerçekten inanıyorum.onca klozet takımı ördüm arkadaşın halısına yardım ettim 1 haftada koca yolluk ördümde kendi halım süründüde süründü.
üzerini süslemek istedim ama bendeniz tığ işini biri motifi başlayacak 3bat 5 çık diye anlatacak anca öyle..
çeyizimde bir çok danteli kendim yaptım.ama dediğim gibi ablam motifi başlar ilk sırayı anlatırdı ben devam ederdim.orta kısım az oldu lakin ipin devamını bulamadım.bulurum diye ümit ediyorum 4 kenara şerit geçeceğim ve orta kısmı biraz daha uzatacağım.lakin krem renginin bile çokk farklı tonları var..70 ilmek ve 6 parçadan oluştu.

içerde resim çekemedim rengi koyu lacivert gibi çıktı.bütün odaları gezdim :)) sonunda balkona attım kendimi burda rengi yakaladım.birde şu yuvarlakları ördüm üzerine dikmek için büyüklü ,küçüklü yapıp serpme dikeyim dedim ama basit kaldı gözümde..ne yapacağımı bilemedim sade kalması daha hoşş gibi geldi.ama önemli bir husus var akıllının biri düz ör tüyleri daha uzun duruyor dedi. ve bende düz ördüm.ince oldu ve kayıyor.kaydırmaz şart yani.haroşa örüldüğü zaman hem tok hemde kaydırmaza gerek kalmıyor.

ne dersiniz sade mi kalsın süsleyim mi??

3 Ara 2011

HAYAT OKUL BİZLER ÖĞRENCİ!..

öğrenmenin yaşı yok!..insan kaç yaşında olursa olsun hayattan ve insanlardan birşeyler öğreniyor.hayat bir okul bizlerde öğrenciyiz.çoğu zaman sınavlardan alnımızın akıyla çıkarken,çoğu sınavlardan da zayıf not alıp sınıfta kalabiliyoruz..bu sınavlar bir dahaki zorlu sınavlar için birer tecrübe kazandırıyor bize..her  yüze gülümseyeni dost sanıp kapılarımızı ardına kadar açarken en büyük yaralarıda onlardan alıyoruz.yüzüne bakmadığımız ,adamdan saymadığımız bazı insanlardan da en büyük hayat derslerini alıyoruz..bir deli adı üstünde deli deyip geçiyoruz çoğu zaman değil mi?? ama ondan bile öyle bir ders öğreniyoruz ki aklımız şaşıyor!..


gülen'in bahsettiği  otelde bugün yemeğe davetliydik gülen'le birlikte mutfakta salata hazırlıklarını yaptıktan sonra canımm balıklarında bize eşlik etmesiyle koyu,hoş ve güzel bir sohbet başladı masada..


.emekli yarbayın hayatından sadece bir kesitini anlattığı olayda komutan ağladı,biz ağladık gözyaşlarımız sel olup gitti.13 yaşında 11 zayıf getirdiği için evden istanbul'a amcasının yanına kaçan,burada ticareti başkalarından kapıp işportacılık yapan sonra tombalayı fark edip bu işi yapan.13 yaşında bir çocuk...
 sokakta başı boş gezen bir çocuğa acıyıp işi ona da öğreten ama 2.5 kuruşu bana getireceksin diyen:)) sonra memlekete dönüp zayıflarını verir.aradan uzun yıllar geçer teğmen olur,üzerinde üniforması istanbul'dadır.ayakkabısını boyatırken birbirlerine bakarlar.yıllar önce sokakta bulup iş öğrettiği hanifi'dir. ..hanifi:''abi tanıdım seni ''der.sarılıp doyasıya ağlarlar.hanifi dayanamaz ''abi der bu kıyafetleri nerden buldun.vallahi fena yaparlar.anlatsada inanmayacağına kanaat getiren komutan ''sen beni boş ver acı patlıcanın kırağı çalmaz '' der.traji komik ama gerçek bir hayat hikayesiydi..


gözümüz,gönlümüz ve ruhumuzun doyduğu saatlerdi..kendini bilen,ince,naif insanlarla olmak güzeldi..
yarın yolculuk var artık evime dönüyorum.aslında bu kadar kalacağımı tahmin etmiyordum ben.çünkü evimde gibi hissetiğimden eve dönme arzusuyla yanıp kavrulmadım..bana bunu hissettiren ev sahiplerine teşekkürü bir borç biliyorum....


29 Kas 2011

TÜYLÜ BAMYA:))))

son zamanlarda izlediğim en güzel reklamlardan biri.izlerken çok keyif alıyorum!..
birde bizim park yalan oldu haydi parrka parka parka:)))) bebek zaten çok tatlı..zordur heralde bu reklamı çekmek? ezber yapacak ya da söylenenleri yapabilecek biri değil ki!..ama her hareketi güzel yakalamışlar.çokk güzelll çok.



içeriği duygu sömürüsünden başka birşey olmayan görünce ağlayasım gelen turkcell reklamından nefret ediyorum!..
çileden çıkaran,sinir bozucu reklamlar yerine!..keyif veren ,güzel reklamlar görmek dileğiyle:))

26 Kas 2011

NAPMAYA ÇALIŞIYOSUN SEN:)))

Şiddet günü: aslında şiddete karşı olması gereken ama mehmet ali birand'ın her zamaki gibi sürçü lisan etmesiyle şiddet günü oldu:))) yazacaklarım şiddet,korku,ve olumsuz örnek olacak davranışlar içermektedir:))
şiddeti kutlayan sevgili gülen ve eşi...
hakan abi: yumruk yapar ve ''gülen burun alayım''
gülen: burnunu hakan abinin eline vurur..
bu sağ kroşe,sol kroşe olarak devam eder.sonra yumruktan sonra tokat faslı başlar aynı yöntemle..
sonra ''bu kadar dayak yeter gülen seni sevmek istiyorum'' der ''hakan abi'oda bir kedi edasında yüzünü elin içersinde aşşağı yukarı hareketlerle sevdirir:)))
ben iptal kopuyorum onların bu tokat ve sevme olayına anlatmakla olmuyor yaşamak lazım:))
hastayım bir an önce toparlanmak istiyorum..çünkü hiç bir işe el atamıyorum..gülen'in sürekli etrafımızda dönmesi üzüyor beni:( 
bugün yımırta mutfak dolabının en alt bölümünde bir yer aralayarak en ücra köşelere girip çıkıyor.onu engellemek için turşu bidonunu devirdik.sonra yukarda yerinde duran ve birden yere düşüp parçalara ayrılan bir çerçeve!..
aşkoşum iş için ankara'da hafta içi dönecek buda demek oluyor ki benim burada olma sürecim uzuyor..yabadabaduuuu:)))


pek keyifli anlara tanık oluyoruz özellikle sabahları cam açılınca yımırtanın olanca hızıyla koşup camın en tepesine çıkışı tutunamayıp düşüşü:)) biz yukarı o yukarı gece biz uyurken mutfakta salonda çalışıyor..peçete parçaları,sigara izmaritleri.... sıkılmak için bile vakit yok.. seviyorumm burda olmaktanda çok hoşnutum.ben kendi teyzemin evinde bile bu kadar rahat değildim hiç bir zaman. çekinirdim çünkü karnım acıkır ama mutfaga gidipte dolabı açamazdım.çayı çok sevmeme rağmen demleyemezdim çay biter ,şeker biter laf olur düşüncesiyle. erkenden lambayı söndürürdüm fazla elektrik gelmesin diye soğukta otururdum,uykum gelmezdide tv ışığında kitap okurdum:((

kendi evimde gibiyim gece yemek yiyorum,istediğim vakitte uyanıyorum..gecenin ilerleyen vakitlerinde çay içiyoruz.eğreti gelin gibi ne tedirginim,ne açım ne üşüyorum .oysa ne dilsiz karanlıklarda ağladığım geceler var benim.nereye ait olduğunu bilmeden ordan oraya savrulduğum,kendi öz teyzemin evinde bile utana sıkıla diken üstünde oturduğum günlerim var benim:((
rabbim kimseyi kimseye muhtaç etmesin..ve hepp güzel insanlarla karşılaştırsın.







24 Kas 2011

VURSALAR ÖLEMEM :)))

okuyucu sayısı düştü ve yorumlar çok azaldı..düşünüyorum!..bir eylem gerekli izleyici..... kitlesinin ve yorumların tavan yapması lazım..evet bana bir ölüm gerek!..modaya uymak lazım:)))) trafik kazası ayy çok banal..intihar etti ay budaa olmadı..kalp krizi (irsi gerçeklik payı çok yüksek aslında)
bugüne kadar bunca acıda,gözyaşında en dipte  ölmedin fundacıkda şimdimi ölecasın..hiç gerek yok..okuyan okur,yorum yapan yapar..ayrıca insanlar deneme tahtasıda değildir..




insanları anlamak ,çözmek hakikatten bir muamma!..çöz çözebilirsen..yok yok tabiki de ölmüyorum!..yaşamak güzel sevinçleriyle,hüznüyle,gözyaşıyla,kahkahasıyla,anılarıyla,hatıralarıyla..paranın bile satın alamayacağı anlarıyla,bir dostla içilen kahvede,sohbet aralarında,okey masalarında,bir dostun omzunda ağlamakta,soluduğun havada,börtüde.böcekte,kedide köpekte,seni özleyenlerin ve özlemenin hasretiyle kavuşacağın anı beklemekle,eşin,dostun,arkadaşından gelen güzel bir haberle sevinmekle,mutlu olmakla..hiç tanımadığın bir insan için bile üzülüp ağlayabilmekte..
 orhan babanında dediği gibi aslında mevsim bahar oluncaa,aşk gönüle dolunca ,sevenler kavuşuncaa YAŞAMAK NE GÜZEL!..
mevsimlerin hep bahar olduğu,insanların yalansız,riyasız,hasetlik ,fesatlık düşünmediği,aşkların hep gönüle dolduğu ve gerçek aşk olduğu,  sevenlerin kavuştuğu,kuyu kazmadan,arkadan vurmadan,düşene bir tekme atmadan, herkes için yaşanacak günler dileyerek gidiyorum..



küçük bir dip not:face de yazmıştım!..buradada olsun istedim..
insanları  sınıf  ayırt  etmeden severim ben.. .kürdü.türkü,alevisi,

sağcısı,solcusu,fakiri,zengini,hepsi kardeşim,arkadaşım,can dostumdur

ama ASLA VE ASLA UKALA,KENDİNİ BEĞENMİŞ,ÇOK BİLMİŞ,HERŞEYİ BEN BİLİRİM ,

HER SÖZÜYLE HER LAFIYLA İNSANLARLA ALAY EDEN ,DALĞA GEÇEN,HOR GÖREN

BUNUNLADA KALMAYIP TERBİYESİZCE ,HAYASIZCA VE EDEPSİZCE KONUŞUP KENDİNİ BİR

BOK SANAN İNSANLARA ASLAAAA TAHAMMÜLÜM YOK.

NEDİR SENİ BİZDEN ÜSTÜN KILAN?? CEBİNDEKİ PARANIZ MI? YABANCI DİLLERİNİZ Mİ? SİZİN 4

AYAĞINIZ,

 4 ELİNİZ ,3 BEYNİNİZ Mİ VAR? YOKSA OLAĞAN ÜSSÜ GÜÇLERİNİZ Mİ? NEDİR??

 SİZ HASETLİKTEN ,FESATLIKTAN

 HIRSLARINIZDAN ARININ.BİRAZ İNSANLIK VE EDEP ÖĞRENİN

BİRAZDA KUL HAKKI ,MERHAMET VE ŞEFKAT ALIN YANINIZA.

.İLERDE KURTARICINIZ OLUR BELKİ.1 METRE KEFENDEN BAŞKA GÖTÜREMEYECEKSİNİZ.O

BİLE HERKESE NASİP OLMUYOR.NASİP OLANA!....







22 Kas 2011

BİR TATLI HUZUR ALMAYA GELDİM!..

en son ben ortaokuldayken bana bisiklet alınmaması ama evde abimin bisikletinin olması hayli canımı sıkıyordu.ve bir gün bir fırsat doğmuştu evde kimse yoktu.ben bisikleti yerinden çıkardım.bisiklet benden büyük!..ama havamdan geçilmiyor arkadaşlarıma bakın nasılda sürüyorum cakası hakim üstümde..derken arkadan bir okul servisi korna çalmakta ve ben panik!....korku ve panikle bir apartmanın bahçe duvarına çarpıyorum.ağlıyorum ama canım acıdığından degil hatta neremin acıdığının farkında bile değilim..''annem beni öldürecek'' komşuya giriyorum en sevdiğime tabi.bir gariplik var konuşamıyorum kelimeler çıkmıyor benden..mürvet abla feryadı basıyor oğluna sesleniyor.''ilkerrr koş arabayı çalıştır kopmuşş kopmuş'' duvara çarpınca dilimi ısırmışım ve neredeysekopmak üzere..dikiş atılıyor ve 1ay muhallebi ve sulu gıda ile besleniyorum..






Fethiye'deyim burada olmayı seviyorum.burası benim çocukluğuma sığındığım bir liman hayata ve üzüntülere mola vermek ,derin nefes almak..herşey eğlenceye dönüşüyor burada... ali.  abimin gelmesiylede daha bir renklendik.yımırtayla yaptıkları mücadelede sadece kesilemeyen 2 tırnak kaldı:)) ve herne kadar ali abim hakan abinin deyimiyle şeker fabrikası kursada:))

hastaneleri sevmem ben uzun yıllar anneme refakat ettiğim, tüm çirkeflikleri gördüğüm hastane odaları beni hep rahatsız eder.acılarımı tazeler:(( ama gülen'le hastanede olmak bile okadar eğlenceliydi ki!..
oturduğumuz yerde kelime oyunu oynuyoruz,hakan abi ve gülen'in sohbetleri derin nefes alıp eller yukarı yukarı giderken arkaya bakınca babasını görmesi ve koluna girmesi:) sonra ben zeka eve giderim deyip sokaklarda turlayıp tekrar hastaneye dönmem.hakan abinin gelip beni alması..vallahi hakan abi hakikatten eşi emsali olmayan bir insan..bu devirde böylesi ciddeen yok.çok ince ,çok düşünceli,

yımırtada yanımda artık alıştı mutfakta ve salonda..bir tatlı huzur almaya geldim şarkısını kendime armağan edip..şimdilik gidiyorummm...

11 Kas 2011

KADERDEN KAÇMAK!..

Bir gün adamın birisi koşarak Hz. Süleyman'ın (a. s) huzuruna girdi. Adam tir tir titriyordu. Yüzü sararmış, dudakları morarmıştı. Hz. Süleyman:
- Ne oldu sana, bu halin nedir? dedi. Adam soluk soluğa cevap verdi:
- Azrail bana çok tuhaf bir nazarla, hatta hışımla baktı. İçime tarifsiz bir korku düştü. Sizin adaletinize sığındım, dedi.
- Peki, benden ne istiyorsun? dedi Süleyman (a
.s).
- Ey adil padişah. Rüzgara emret, beni Hindistan'da bir adaya bıraksın. Belki orada Azrail'in hışmından canımı kurtarırım, dedi adam.
Hz. Süleyman rüzgara emretti ve rüzgar da adamı Hindistan'da bir adaya götürdü.
Ertesi gün Hz. Süleyman divan vaktinde halkı kabul ederken Azrail çıkageldi. Hz. Süleyman, bir gün evvelki hadiseyi, adama niçin hışımla baktığını sordu. Azrail:
- Ey Allah'ın şanı yüce peygamberi. Ben o adama hışımla bakmadım, onu görünce şaşırdım. Çünkü Cenab-ı Rabb-ül Alemin, bana: "Git, falan kulumun canını Hindistan'da al!" buyurdu. "Bu adamın yüz tane kanadı olsa yine de Hindistan'a gidemez." diye düşündüm. Hindistan'a gidince adamı orada buldum ve canım aldım, dedi...

Bumerang - Yazarkafe