30 Haziran 2009 Salı

GÜÇLÜ KEMİKLERİN SIRRI BU SİTEDE

kadınların korkulu rüyalarından biride kemik erimesi.
osteropoz alanında hazırlanan kemik erimesiyle ilgili konularda kemik erimesi risk hesaplaması ,kalsiyum ölçer testleri..egzersizlerden ,sebeb ve belirtilerine  korunma ve tedavisine  beslenme seçimine kadar. kronik bel ağrısı güncel ve kapsamlı bilgilerle sağlık rehberi BURADAN

29 Haziran 2009 Pazartesi

POLYVORE SÜPER ÖTESİ!..

beni kimse mimlemedi ama buraya girince çıkmadım dogrusu çeşit bol zevkine göre bol bol alası geliyo insanın:)) sevdigim ve kullandıgım 3 renk

25 Haziran 2009 Perşembe

ÇANTA YAPTIM:))

günlerdir aşkoşum nöbetçi geç geliyor.benimde doktor randevum ağrım ve havaların sıcak olmasından dolayı pek bir şey yapasım yok.akoşu beklerken gece evde bulunan malzemelerden bu çantayı yaptım mukavva ve kullanmadıgım kot pantolan kesildi yapıştırıcı .tabi çocuklara hasbişi yigenler çok şimdiden sahiplendiler. onları sevindirmek hoşuma gidiyor.herkese güzel hafta sonları diliyorumm...

23 Haziran 2009 Salı

beyin yaşınızı hesaplayın.!..

Pazartesi günü için 1:30da  diş için randevu alındı..gece korkudan ve heyecandan pek yatamadım.yanıma destek aldım:) ) Pınar zuzum sag olsun bırakmadı beni geldi.Medicalparka gittik.önce bir muayene ve film çekildi..doktor ilime bakarak 20lik dişler cerrahi operasyonla aldırmışsınız ama pek becerememişler kökü içerde kalmış ve buda dişlerin alt yapısını bozmuş.ve çekilmesi gereken dişler var dedi.Agrımayan karnım agrımaya başladı kıvranıyorum ter bastı doktora anlattım ben çok korkuyorum 3gün boyunca operasyon geçirdim .okadar güzel ilgilendi ki ve sakinleştirdi sohbet ettik.neyse sonunda korkumu yendim ve diş çekildi.ama bir çekim ve 2 cerrahi operasyon var 20lik dişten kalan köklerin alınması gerekiyormuş
:(( bugünlük sadece bir tane  alıyorum hem kaynaşmamız açısından hemde dibinde iltihap varmış biraz agrı yapar fazla yormayalım seni dedi
hafiften agrım var ve yorgunum stres ,panik beni çok yordu..
perşembe günü yine gidilecek ama korkmuyorum artık heyooooooooo:)))

 şimdi çok zevkli üstelik bilgisayar beyin yaşını hesaplıyor
1-starta bas
2-3-2-1 in gelmesini bekle
3- ekranda rakamların yerini ezberle ,en küçükten başlayarak en büyüge dogru yuvarlakları tıkla
4-oyunun sonunda beyninizin yaşını bilgisayar size söyleyecek
BURADAN

22 Haziran 2009 Pazartesi

BÖYLEMİ OLMALI!..YAZIK YAZIK ÇOOK YAZIK

bugün babalar günü!... ben anneler ve babalar gününün tarihlerini unuttum babamı lise 1 dönemlerinde kaybettim.ama yokluğunu fazla histtetmedim anlayamadım çocuk yaşlarda annem sarıp sarmalamış hissetttirmemişti. ne zaman ki annemi kaybettim dünyamın rotası degişti..
gerçek yüzler göründü maskeler düştü..
etrafıma bakıyorum ,dinliyorum çogu zamanda şahit oluyorum gördüklerim dinlediklerim beni dehşete düşürüyor.
kimse kimsenin halini hatırını sormuyor bir selamı esirgeyecek hale gelmişiz..
eskiye ait izler arıyorum bulamıyorum buda üzüyor beni...
insanları anlamaya çalışıyorum hayat kavgasında ekmek derdinin peşinde
 ama arada yitip giden sevgi. sevgi yok olmakta kalpler katılaşmış merhamet yok..
 gençlige bakıyorum aşklar o kadar ucuzlamış ki!..hep çıkar döngüsü içersinde...
evladın ana'ya baba'ya bırakın sevgiyi saygısı bile yok.
kardeşin kardeşe ettigi zulmü düşman yapmaz misali..
3 kardeşiz biz bir ablam birde abim her ne kadar abi denirse..
bizim bizden başka kimimiz var? sarıp sarmalayacak destek olacak..
tamam biliyorum allah kardeşi kardeş yaratmış ama rızkını kesesini ayrı yaratmış!..
biz maddi destek istemiyoruz ki!.. bir telefon açmak nasılsın bir sıkıntı bir problem varmı bacım bir ihtiyacın varmı demek bu kadar mı zor bu kadar mı?
gurbetlik zor insan o telefonu bile bekliyor inanın.
.ben abime o kadar fedakarlık yapmama rağmen onun yaptıkları yaktı canımı içimi acıttı.
karısı terk edip gitti.biri 9 aylık biri 3 yaşında 2 çocuğa ben baktım 4 yıl.anne olmadan alt bezlemeyi öğrendim.hastalandılar başlarında sabahladım.hastane köşelerinde uyukladım.okul hayatımı askıya aldım.evlilik hayellerimi erteledim.çocuklar rezil rüsva olmasın diye.annem kalp hastasıydı benim.bu duruma çok üzülmüş iyice elden ayaktan düşmüştü.annem hastanede kucağımda çocuklar hastane köşelerinde ne rezillikler çektim.çocukları kimseye bırakamadım.şimdi ise çocukların sesini bile duyamıyorum:(( onlar beni ben onları çok özlüyorum.
cam kırıkları doldu her seferinde düşündükçe hatırladıkça dahada çok acıtıyor içimi..
avazım çıktıgı kadar bağırsam çıglık atsam cam kırıkları terk edermi beni!..
belediyede çalışıp yüksek maaş alıpda 4 senedir annemin mezarını yaptırmadı..ablamın maddi durumumun hiçde iyi olmadıgını bildigi halde kurbanda dana kesipte bir parça et götürmedi bu allahtan revamı !.. rabbim kabul edermi senin kurbanını??
anne mirası olan evde oturup hemde kiradan hak almak karı gibi milleti birbirine düşürmek izmirde oldugumu ögrendiginde korkudan bu kız terör estirecek evi başıma yıkar hesap sorar korkusuyla  söke ye kaçtıgın bu erkeklige yakış tı mı!.. sana yakıştımı!..
yazık yazık çok yazık !...insan hayattayken kıymet bilmeli acısına sevincine dokunabilmeli..bu dünyada hiç birimiz baki degiliz.yarın sana birşey oldugunda başın dara düştügünde hiç aklına gelmiyormu bu bizim deli kız ortalıgı yıkar.
bana birşey oldugunda ah vah tüh ya da kardeşim seni seviyorum demen bir anlam taşıyacak mı?? bir değeri kalıcakmı seni seviyorum'ların...

sözün bittigi yerdeyim... ne diyebilirim??
KÜÇÜK BİR NOT: sakın yanlış anlaşılmasın bu beni üzer..biliyorum ne hayatlar ve ne hikayeler var ama içim çok acıyor zoruma gidiyor bakıp büyüttügüm çocukların yigenlerimin sesini duyamamak kahrediyor beni ..rabbime sıgınıp dua edip hep şükrediyorum .şükürler olsun ki rabbim darda bırakmadı...belkide çocukları çok özledigimden bi veryansın dı bu ..

20 Haziran 2009 Cumartesi

DİŞ FOBİSİİ TIRSIYORUM HOCAM

günlerdir dişim arıyor ne agrımak ne yattığımı bildim ne uyuduğumu.dişim çürüktü ben 20' lik dişlerde çok sorun yaşamıştım ve cerrahi operasyonla yarmışlardı.o gün bugündür o korku içime nakşetti girdi çıkmak bilmiyor.
çürük diş zamanla döküldü çok küçük bir parçası var.2kez hastaneden kaçtım:)).şimdi başka bir diş çüremeye başlamış aglıyorum  aşkoşum ''üzülme hayatım sen onuda yer bitirirsin diyo:)) diğer diş döküle döküle kalmadı ya..her seferinde aşkım söz yarın doktora gidicem çektiricem diyorum ama geçince giden kim.yine bugün sabah doktora gidicem ben diyorum ''haha çok duydum ben bu sözleri sanki ben bu filmi daha önce izledim diyor''
tırsıyorum napayım kalbimin ritmi bile değişiyor anadolu ateşi gibi raks etmeye başlıyor:)) içim geçiyor bayılacak gibi oluyorum elimde degil...


kaç gecedir nöbetteyim agrı kesiciler bana mısın demedi..gece o agrıyı unutmak için bugüne kadar kutu kaplamak istemiş ama birbirine yapışmışlardı elime gözüme bulaştırmıştım artık nasıl bir modla elime aldıysam birazcık olsun beni oyaladı ama agrı dinmedi
söz vallahide billahide söz pazartesi ilk iş doktora gidicem yeter artık dayanamıyorum (defalarca dedim ben bunu ama) yok yok  korkunun ecele faydası yok değil mi??
hem arkadaşlarım bilir kişiler:))hamillelikte çok sorun yaşarsın diyorlar gitmek 3' den  '9'a şart oldu...
herkese güzel hafta sonları...

17 Haziran 2009 Çarşamba

İZMİR BUCA'M MEVLANADAN KARELER

pc virüs yediğnde format atınca bir çok resim gitmişti ve ben çok üzülmüştüm..artık bir kopya alıyorum cd'ye cd lere bakarken buldum bizim mahalle ve mevlana oraların havası tadı tuzu başkadır.çiğdemini çayını kapan mevlanadadır.ney sesi siz alır başka boyutlara götürür püfür püfür eser. çiğdem? burda bilmiyorlar çekirdek yani.. ahh ah izmirin komşuluklarıda bambaşkadır.geziler piknikler düzenlenir kapı önlerinde geç vakte kadar oturulur.hastalığında saglığında kolu komşu koşar..özledim  vallahi o komşulukları kapı önlerini:(( burda esnaf bile  enteresan dükkana giriyorsun adam yerinden kıpırdamıyor sen kendi kendine bakıyorsun zorla mal indirtiyorsun..paraya ihtiyaçları yok heralde..birde çok tuhafıma giden birşey var burada  döner gramla satılıyor 50gr -100gr  ve eğer et dönerse tavuk dönerin iki katı
 


canlarım zuzularım geçen sene izmire gitğimde hiç ayrılmadılar ben nereye onlar oraya.ben giyineyim kapıda asker olurlar batuhan (ayak ayak üstüne atan )elleri beline koyar hala nereye? falancı yere mümkün mü çıkmak  onlarsız kıyamet kopar.ezelinden alışkın olduklarından park' tı sinemaydı deniz' di hep ben götürürdüm.kıyafetlerinden, oyuncaklarına,bayramlıklarına  çikolatalarına kadar  ben alırdım.
(abimin cebinde akrep var da) işim var onalrı almadığım zamanlar balkonda arkamdan aglarlardı..bak yine gözlerim sulandı ..



Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da

nedir bir sevgiye harcanmadıktan,
bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.

16 Haziran 2009 Salı

BENİM YAKIŞIKLI JUNİORUM:))

cumartesi ve pazar aşkoşum nöbetçiydi.cumartesi gülem geldi evde oturmaktan bunalmış dolaşalım dedik sahile indik ooo ne görelim yer yok vala biz daha sezonu açmadık:)) sarmaşıklı merdiven çık çık bitmiyor tepeye çıkınca mis gibi hava yayık ayran ve gözleme ve tepeden çektiğim manzara ben hiç fotojenik değilim helede bu kiloylaaa:(( mümkün mertebe kaçıyorum çekmesinler diye...






 gerçi bana her gün tatil sıkıldıgımda alıyorum plaj çantamı eve geldigimde vay evde niye değildin vay niye yemek yapmadın diyen bir eşim yok.rahmetli annem babamın korkusundan bir yere mi gidebilirdi hele hele evde yemek olmayacak yemek bir yana babamın iş dönüşünde yemek ocaktaysa pişmemişse vayy anamın haline hiç unutmuyorum ...çocuk yaşlardaydım yemek küçük tüpün üstünde babam bir tekme bütün duvarlar halı yemek içinde kalmıştı...
tabi biz mayo felan almadığımızdan ayaklarımızı sokmakla yetindik:)) sonra akşam aşkoşda ğelince cümbüş başladı allahım ya bu kadar enerjiyi espiriyi nerden buluyor anlamıyorum  gözümüzden yaş geldi .hoptek şarkısı çalıyordu aşkoş bir kol bastı oynadı ki salonda başladı balkonda buldu kendini:)) benimde ondan kalır yanım yok hani zaten bütün cin  fikirler benden çıkar ben senaryoyu yazarım  onlar oynar.aşkoşun akrabaları adımı muzip koydu hiç durman yerimde.kızlar kurstayken evli olduğuma ve yaşıma inanmamışlardı.
senin çocuğunu düşenemiyoruz diyorlar 'sebeb'' diyorum anne baba ortada bilemiyorum neysee..
ben aslında ne anlatıcaktım ya unuttum unuttum  dedim başka bişi geldi aklıma doktora gittiğimde sonuçlardan sonra konuşuyoruz '''ben çok şaşırdım vallahi teşhisimi koymuştum kesin bende bi sorun var ya kist var ya yumurtalıklarla ilgili vs vs ''
doktorum :sen benden iyi biliyorsun demek teşhiside koymuşsu neden geldin ki:))
bana en son ne zaman gelmiştin diye sorunca unuttum dedim.unutkanlık vukatlarımı sıraladım dr: ''senin anti deprasyon tedavin gelmiş.ama seninki yine iyi ben bazen evde asansörde aynada aaaaa bu bana ne kadar benziyor derdim.'' yok yok şaka değil gerçektenmiş asistanıda dogruladı şaşakaldım..
gece'nin blogunda görüp bende junioru görem bi dedim:)) ahanda benim yagşukluuu juniorumm
artık ne kadar dogru ne kadar yalan ama aşkoş çocukken sapsarı kıvır kıvır saçları varmış kız çocuklarına benziyordu resimlerinde...

14 Haziran 2009 Pazar

SAĞIR OLMAK EN İYİSİ

Kurbağaların yarışı varmış .hedef,çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.bir sürü kurbagada arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış.
seyirciler arasında hiçbirinin kulenin tepesine çıkacagına inanmıyormuş.sadece şu sesler duyuluyormuş...ZAVALLILAR!.. HİÇ BİR ZAMAN BAŞARAMAYACAKLAR !..
yarışmacılar teker teker yarışı  bırakmaya başlamışlar.
seyirciler bagırıyorlarmış .zavallılar hiç bir zaman başaramayacaklar...
sonunda bir tanesi hariç ,diger kurbagaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar.
ama son kalan kurbaga büyük bir gayret ve mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış..
digerleri hayret içinde bu işi nasıl başardıgını ögrenmek istemişler .bir kurbaga yaklaşmış ve sormuş
 ''bu başarının sırrı nedir dostum''ama yanıt alamamış .
o an farkına varmışlar ki.... kuleye çıkan kurbaga sagırmış....
hayellerinizi ve ümitlerinizi gerçekleştiremeyeceginizi söyleyen ,bunu neden yapamayacagınız konusunda size bir sürüü olumsuz neden sıralayan kişilere karşı sagır olmak en iyisi..

8 Haziran 2009 Pazartesi

SEN ALLAHIN BİR LÜTFUSUN

Çok güzel bir hafta sonu geçirdim cuma günü pınar ve gülem zuzularım geldi.mutfagı onlara teslim edip çıktım güleme iç malzemeyi hazırlayıp nasıl yapacagını tarif ettim. pınara tarif gerekmiyor o birazdaha  eli  yatkın ve becerikli anne ve babası çalıştıgı için genelde evde yemekleri yapar.bu arada renk takıntım vardır benim mutfakta herşey yeşildir.rengarenk hoşuma gitmez cuma akşamı gülemi mazı dagına bırakmaya çıktık annesi salmadı sohbette koyu olunca kaldık sabah 6 da yattık 10:00da uyanıp küçük çaltıcaga piknige gittik.eve geldigimizde aşkoş uyuyunca ben mutfaga bugüne kadar çok şey yapmış ama hiçç pasta yapmamıştım iş başa düştü yarın dogum günü zaten hediye alamadım:(( dr.oetkerin  kalpli krem pudingini almıştım daha önce süsleme işini beceremedim krem şanti olsa iyiki dogdun herşeyim yazardım diyorum ama yok ben onu yazamazdım zaten..kendime telkin veriyorum ilk denemeye göre güzel oldu  zaten krem şanti yok:) sabah kahvaltıdan sonra aşkoş dolanıyo ''hayatım bugün pazar ne çabukda oldu'' aklı sıra yoklama çekiyor ve demiş zaten kesin unuttu:))şimdi olayı akşama kadar sürdürmek istiyorum ama annem arar (kayınvalidem)
ogluşunun dogum gününü hiç es geçmez düşüncelidir özel günleri unutmaz. bir insan bir pastayla bu kadar mutlu olur mu?? çocuk gibiydi yerinde duramıyordu birde ardı ardına gelen telefonlar.hayatıma renk kattıgın için beni en güzel hediyen saydığın için en çekilmez hallerimde bile yanımda olup güldürdügün için iyiki varsın aşkım iyiki dogdun..

6 Haziran 2009 Cumartesi

TUZ VE SU


Herkese hayırlı cumalar.  Ben kitap okumayı çok seviyorum zor dönemlerimde etrafımda beni anlayacak derdimi anlatacagım birini bulamadıgım zaman kitaplarıma sarılırdım bir de rabbime sıgınırdım

.İlk olarak tavuk suyuna çorba kitabı her yaştan kesime hitap eden yayınları var anneler için ,çocuklar gençler vs ve gerçek yaşanmış olaylarla dolu hikayeler vardı.bu hikayeleri okudukça ben olsaydım böyle düşünemezdim bu olayı böyle atlatamazdım ya da öyle acı dolu yaşamlar vardı ki bunlardan hep ders çıkarmayı bildim kendime..şükretmeyi de çünkü şunu çok iyi anladım ki düşenin dostu olmazmış ve insanın en iyi en kötü arkadaşı da kendisiymiş..

 Hakan büyükdere hayatınızı degiştirecek öykülerde benim gönül listeme yerleşenlerden ..
şu anda bir kitap var elimde çok güzel hisseler var paylaşmak istiyorum..

Hintli bir yaşlı usta ,çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.bir gün çırağını tuz almaya gönderdi
.Yanındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde usta ona  ,bir avuç tuzu ,bir bardak suya atıp içmesini istedi.
çırak yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez agzındakileri tükürmeye başladı.
''tadı nasıl?'' diye soran yaşlı adama öfkeyle ''acı ''diye cevap verdi.

Usta gülümseyerek çırağını kolundan tutup ve dışarı çıkardı.sessizce az ilerde ki gölün kıyısına götürdü bu kez bir avuç tuzu göle atıp ,içmesini söyledi.söyleneni yapan çırak  ,agzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken ,yaşlı adam aynı soruyu sordu:''tadı nasıl?''
''ferahlatıcı'' ,diye cevap verdi genç çırak. tuzun tadını aldın mı? diye sordu yaşlı adam.
''hayır ''diye cevapladı çırak .
bunun üzerin yaşlı adam çırağın yanına oturdu ve şöyle dedi:

''yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir ,,ne azdır ,ne de çok.ıstırabın miktarı hep aynıdır.ancak bu ıstırabın acılıgı ,neyin içine konulduğuna bağlıdır.ıstırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırab veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.onun için sende bardak olmayı bırak ,göl olmaya çalış.''

4 Haziran 2009 Perşembe

DEĞERLENDİRME

Tıg işi motifler diye bir kitap var elimde oradan bakarak yapmaya çalıştım lakin yapamadım kızdım kendime bir şeyi beceremedin mutfakta sigara içerken  bende küpeye çevirdim geri kalan ıda başka bi yerde kullanırım sanırsam çok önce yapmıştım yayınladım resimler hoşuma gitmeyince silmiştim şimdi Photoscape indirdim Türkçe kolaj birleştirme yazı yazma renk kontras ve efektlerin oldugu güzel bir resim düzenleme daha önce İngilizce olan vardı ama pek kullanamadım.
 bunu şidetle tavsiye ederim aynı boncuktan üç beş tane vardı onuda kurdelaya geçiriverdim

YÜRÜME YETİSİNİ KAYBEDENLER İÇİN PANTOLAN

kahvemi yudumlayıp nette gezinirken çok ilginç bir habere rastladım bir an önce tamamlanırr. inşallah
Hacettepe Teknoparkı'nda faaliyet gösteren genç araştırmacılar, yürüme yetisini kaybeden hastaların ayakta durmasını ve yürütülmesini sağlayacak ''pantolon sistemi'' geliştiriyor.
Tamamlandığında dünyada bir ilke imza atması beklenen teknoloji, bel, kalça, diz ve ayak bileği eklemlerini sabitleyerek hastaların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak.
Konak Tıp Çevre ve Madencilik Ltd Şti Genel Müdürü Prof. Dr. Ufuk Kemal Gülsoy, 2 yıl önce başlattıkları projelerinde ise yürüme yetisini kaybetmiş hastaların ayağa kaldırılmasını sağlayacak pantolon sistemi geliştirmeyi amaçladıklarını kaydetti.
Gülsoy, projedeki hedeflenen getirileri şöyle anlattı:
''Söz konusu pantolon sistemi, kasları pasif olarak hareket ettirip ölmelerini, dolaşımsal hastalıkların ortaya çıkmasını, kemik erimesini, deri hastalıklarının oluşmasını engelleyecek; böylelikle genç hastaların iyileşme umudunu yitirmesi önlenecek.Önemli bir nokta, uyumlandırılabilir yazılım sayesinde hastanın orteze kısa sürede uyumu da sağlanacak.''

















bu arada yayınlayamıyorum sildim tekrar yazdım güncelleme sorunu sadece bendemi var yahuu:((


NEDEN UNUTURUZ ???


Okudugum sağlık köşelerinde yaş 30' da unutkanlık zirveye tırmanıyormuş...herkesin unutkanlığı vardır elbet..
Bendeki unutkanlıklar Traji komik bir hal almaya başladı..kendime gülüyorum artık saatlerce nasıl mı?
Elimdeki anahtarı çöp atmaya gittiğimde çöpe atmaktan , anahtarı kapı üstünde unutup çarşıya pazara gitmekten ,yinee anahtarı kapı arkasında unutup 1.5 yılda kendi rekorumu kırıp  toplam 5 kez çilingir çağırmaktan.
Banka yada hastaneye gidecek olduğumda evin er kişisinin  defalarca hatırlatmasına ve ertesi gün arayıp kağıt kürekleri hatırlatmasına rağmen  yine bir evrağı evde unutmaktan.

 Tencere ,tava halı yakmaktan,çaydanlığın altına çay üstüne su koymaktan elimdeki okuduğum kitabı çamaşır makinesine atmaktan :)))

 aklıma gelenler bunlar dahası da var tabii ve arkadaşlarım evin er kişisine  enişte sen evi kaskolat en iyisi bu evi yakar  diyorlar:))
şimdi anlamadığım nokta ne biliyor musunuz? bu beyin böyle unutturup millete maskot ediyor tamam pekii neden!..
 geçmişte yaşadığın onca acı,üzüntü seni yoran ve üzen anı yada zamanları unutturmuyor?? ki sen unutmak için çaba sarf ederken he rdefasında karşına çıkartıyor??

 Garip degilmi?  

Az önce bardak kırıldı küçük fırça ve kürekler var hani minik onunla topladım .kürekle fırçayı kaybettim sütlaçları dolaba koyarken neee göreyimm amanınn yarabbim!... kürekle fırça dolapta yok artık demeyin vallahi yaa:((
doktora mı çıksam ne yapsam ki??

2 Haziran 2009 Salı

DÜŞLER AKADEMİSİ DÜŞLERİN ÖNÜNDE ENGEL KALMASIN.

Türkiyenin dörte birinin engelli olduğunu biliyordum.lakin nüfusun yüzde 12'sinin engelli insanlardan oluştuğunu bilmiyordum.Hayata tutunmakta zorlanan engelliler ve bu bir çocuksa ...alternatif yaşam derneği Türkiye Vodafon Vakfı,birleşmiş milletler hibe fonuyla oluşturulmuş bir proje..2008 de başlamış ve mart ayından itibarende ikinci dönem kursları veriliyor.projenin amacı engellilerin sosyalleşmesi ve yakında kurum olmayı amaçlıyor.Düşler Akademisi'nde  9 atölye bulunuyor: tiyatro ,Ritim ,resim ,dans,film ,Fotograf ,Dj Enstürüman ,tasarım.öğrencinin kursa uygun olup olmadıgına öğretmenler karar veriyor kurslar cumartesi ve pazar günleri 2 şer saat sürüyor kursun sonunda öğrencilere sertifika veriliyor ve belirli yerlerden ücretsiz servis olanağı saglanıyor.
 buradan siteye bakabilirsiniz  

1 Haziran 2009 Pazartesi

SEVGİNİN SÖZÜNE EDENLERLE ONU YAŞAYANLAR ARASINDA FARK??


''sevginin yalnızca sözünü edenlerle ,onu yaşayanlar arasında ne fark? vardır diye sordular bilgeye
''bilge ,büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmeyen ama onu günlük yaşamında kimselere gösteremeyenleri çagırdı.
sofrada herkes yerini aldıktan sonra önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre uzunlugunda derviş kaşıkları getirildi.
herkes kaşıgın ucundan tutmak zorundaydı.
konuklar uçlarında tuttukları birer metre uzunlugundaki kaşıkları güçlükle taslarına götürüyor fakat çorba doldurup agızlarına götüremiyorlardı.
yemekten sonra kalktıklarında karınlarını doyuramamışlar .kaşıklardan dökülen çorbayla sofranın üstünü kirletmişlerdi.
bilge,bir gün sonra yemek daveti verdi bu kez sevgiyi gerçekten bilen sevgiyle yaşayan kişileri çagırdı.
yüzleri aydınlık ,gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler.
önlerine bir tas çorba ve birer metre uzunlugunda derviş kaşıkları getirildi.
kaşıkların ucundan tutulacak kuralı söylendi.ev sahibi bilge !!buyurun afiyet olsun''sözünden sonra herkes kaşıgı sapın ucundan tuttu ve karşısındaki kişinin tasına daldırıp ,kaşıgına aldıgı çorbayı karşısındakinin agzına uzattı.
bu yöntemle herkes doydu ve sofranın üstünde dökülmüş tek damla çorba yoktu.
'' işte dedi .kim ki yaşam sofrasında yalnız kendini görür ve kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacagını bilmelidir''ve kim ki başkalarını da düşünür ve onlarıda doyurmaya çalışırsa ,bir başka kişi tarafından oda doyurulacaktır.
çünkü yaşam denen bu pazarda ,alan degil veren kazançlıdır herzaman
Bumerang - Yazarkafe