30 Kasım 2011 Çarşamba

TÜYLÜ BAMYA:))))

son zamanlarda izlediğim en güzel reklamlardan biri.izlerken çok keyif alıyorum!..
birde bizim park yalan oldu haydi parrka parka parka:)))) bebek zaten çok tatlı..zordur heralde bu reklamı çekmek? ezber yapacak ya da söylenenleri yapabilecek biri değil ki!..ama her hareketi güzel yakalamışlar.çokk güzelll çok.



içeriği duygu sömürüsünden başka birşey olmayan görünce ağlayasım gelen turkcell reklamından nefret ediyorum!..
çileden çıkaran,sinir bozucu reklamlar yerine!..keyif veren ,güzel reklamlar görmek dileğiyle:))

27 Kasım 2011 Pazar

NAPMAYA ÇALIŞIYOSUN SEN:)))

Şiddet günü: aslında şiddete karşı olması gereken ama mehmet ali birand'ın her zamaki gibi sürçü lisan etmesiyle şiddet günü oldu:))) yazacaklarım şiddet,korku,ve olumsuz örnek olacak davranışlar içermektedir:))
şiddeti kutlayan sevgili gülen ve eşi...
hakan abi: yumruk yapar ve ''gülen burun alayım''
gülen: burnunu hakan abinin eline vurur..
bu sağ kroşe,sol kroşe olarak devam eder.sonra yumruktan sonra tokat faslı başlar aynı yöntemle..
sonra ''bu kadar dayak yeter gülen seni sevmek istiyorum'' der ''hakan abi'oda bir kedi edasında yüzünü elin içersinde aşşağı yukarı hareketlerle sevdirir:)))
ben iptal kopuyorum onların bu tokat ve sevme olayına anlatmakla olmuyor yaşamak lazım:))
hastayım bir an önce toparlanmak istiyorum..çünkü hiç bir işe el atamıyorum..gülen'in sürekli etrafımızda dönmesi üzüyor beni:( 
bugün yımırta mutfak dolabının en alt bölümünde bir yer aralayarak en ücra köşelere girip çıkıyor.onu engellemek için turşu bidonunu devirdik.sonra yukarda yerinde duran ve birden yere düşüp parçalara ayrılan bir çerçeve!..
aşkoşum iş için ankara'da hafta içi dönecek buda demek oluyor ki benim burada olma sürecim uzuyor..yabadabaduuuu:)))


pek keyifli anlara tanık oluyoruz özellikle sabahları cam açılınca yımırtanın olanca hızıyla koşup camın en tepesine çıkışı tutunamayıp düşüşü:)) biz yukarı o yukarı gece biz uyurken mutfakta salonda çalışıyor..peçete parçaları,sigara izmaritleri.... sıkılmak için bile vakit yok.. seviyorumm burda olmaktanda çok hoşnutum.ben kendi teyzemin evinde bile bu kadar rahat değildim hiç bir zaman. çekinirdim çünkü karnım acıkır ama mutfaga gidipte dolabı açamazdım.çayı çok sevmeme rağmen demleyemezdim çay biter ,şeker biter laf olur düşüncesiyle. erkenden lambayı söndürürdüm fazla elektrik gelmesin diye soğukta otururdum,uykum gelmezdide tv ışığında kitap okurdum:((

kendi evimde gibiyim gece yemek yiyorum,istediğim vakitte uyanıyorum..gecenin ilerleyen vakitlerinde çay içiyoruz.eğreti gelin gibi ne tedirginim,ne açım ne üşüyorum .oysa ne dilsiz karanlıklarda ağladığım geceler var benim.nereye ait olduğunu bilmeden ordan oraya savrulduğum,kendi öz teyzemin evinde bile utana sıkıla diken üstünde oturduğum günlerim var benim:((
rabbim kimseyi kimseye muhtaç etmesin..ve hepp güzel insanlarla karşılaştırsın.







25 Kasım 2011 Cuma

VURSALAR ÖLEMEM :)))

okuyucu sayısı düştü ve yorumlar çok azaldı..düşünüyorum!..bir eylem gerekli izleyici..... kitlesinin ve yorumların tavan yapması lazım..evet bana bir ölüm gerek!..modaya uymak lazım:)))) trafik kazası ayy çok banal..intihar etti ay budaa olmadı..kalp krizi (irsi gerçeklik payı çok yüksek aslında)
bugüne kadar bunca acıda,gözyaşında en dipte  ölmedin fundacıkda şimdimi ölecasın..hiç gerek yok..okuyan okur,yorum yapan yapar..ayrıca insanlar deneme tahtasıda değildir..




insanları anlamak ,çözmek hakikatten bir muamma!..çöz çözebilirsen..yok yok tabiki de ölmüyorum!..yaşamak güzel sevinçleriyle,hüznüyle,gözyaşıyla,kahkahasıyla,anılarıyla,hatıralarıyla..paranın bile satın alamayacağı anlarıyla,bir dostla içilen kahvede,sohbet aralarında,okey masalarında,bir dostun omzunda ağlamakta,soluduğun havada,börtüde.böcekte,kedide köpekte,seni özleyenlerin ve özlemenin hasretiyle kavuşacağın anı beklemekle,eşin,dostun,arkadaşından gelen güzel bir haberle sevinmekle,mutlu olmakla..hiç tanımadığın bir insan için bile üzülüp ağlayabilmekte..
 orhan babanında dediği gibi aslında mevsim bahar oluncaa,aşk gönüle dolunca ,sevenler kavuşuncaa YAŞAMAK NE GÜZEL!..
mevsimlerin hep bahar olduğu,insanların yalansız,riyasız,hasetlik ,fesatlık düşünmediği,aşkların hep gönüle dolduğu ve gerçek aşk olduğu,  sevenlerin kavuştuğu,kuyu kazmadan,arkadan vurmadan,düşene bir tekme atmadan, herkes için yaşanacak günler dileyerek gidiyorum..



küçük bir dip not:face de yazmıştım!..buradada olsun istedim..
insanları  sınıf  ayırt  etmeden severim ben.. .kürdü.türkü,alevisi,

sağcısı,solcusu,fakiri,zengini,hepsi kardeşim,arkadaşım,can dostumdur

ama ASLA VE ASLA UKALA,KENDİNİ BEĞENMİŞ,ÇOK BİLMİŞ,HERŞEYİ BEN BİLİRİM ,

HER SÖZÜYLE HER LAFIYLA İNSANLARLA ALAY EDEN ,DALĞA GEÇEN,HOR GÖREN

BUNUNLADA KALMAYIP TERBİYESİZCE ,HAYASIZCA VE EDEPSİZCE KONUŞUP KENDİNİ BİR

BOK SANAN İNSANLARA ASLAAAA TAHAMMÜLÜM YOK.

NEDİR SENİ BİZDEN ÜSTÜN KILAN?? CEBİNDEKİ PARANIZ MI? YABANCI DİLLERİNİZ Mİ? SİZİN 4

AYAĞINIZ,

 4 ELİNİZ ,3 BEYNİNİZ Mİ VAR? YOKSA OLAĞAN ÜSSÜ GÜÇLERİNİZ Mİ? NEDİR??

 SİZ HASETLİKTEN ,FESATLIKTAN

 HIRSLARINIZDAN ARININ.BİRAZ İNSANLIK VE EDEP ÖĞRENİN

BİRAZDA KUL HAKKI ,MERHAMET VE ŞEFKAT ALIN YANINIZA.

.İLERDE KURTARICINIZ OLUR BELKİ.1 METRE KEFENDEN BAŞKA GÖTÜREMEYECEKSİNİZ.O

BİLE HERKESE NASİP OLMUYOR.NASİP OLANA!....







22 Kasım 2011 Salı

BİR TATLI HUZUR ALMAYA GELDİM!..

en son ben ortaokuldayken bana bisiklet alınmaması ama evde abimin bisikletinin olması hayli canımı sıkıyordu.ve bir gün bir fırsat doğmuştu evde kimse yoktu.ben bisikleti yerinden çıkardım.bisiklet benden büyük!..ama havamdan geçilmiyor arkadaşlarıma bakın nasılda sürüyorum cakası hakim üstümde..derken arkadan bir okul servisi korna çalmakta ve ben panik!....korku ve panikle bir apartmanın bahçe duvarına çarpıyorum.ağlıyorum ama canım acıdığından degil hatta neremin acıdığının farkında bile değilim..''annem beni öldürecek'' komşuya giriyorum en sevdiğime tabi.bir gariplik var konuşamıyorum kelimeler çıkmıyor benden..mürvet abla feryadı basıyor oğluna sesleniyor.''ilkerrr koş arabayı çalıştır kopmuşş kopmuş'' duvara çarpınca dilimi ısırmışım ve neredeysekopmak üzere..dikiş atılıyor ve 1ay muhallebi ve sulu gıda ile besleniyorum..






Fethiye'deyim burada olmayı seviyorum.burası benim çocukluğuma sığındığım bir liman hayata ve üzüntülere mola vermek ,derin nefes almak..herşey eğlenceye dönüşüyor burada... ali.  abimin gelmesiylede daha bir renklendik.yımırtayla yaptıkları mücadelede sadece kesilemeyen 2 tırnak kaldı:)) ve herne kadar ali abim hakan abinin deyimiyle şeker fabrikası kursada:))

hastaneleri sevmem ben uzun yıllar anneme refakat ettiğim, tüm çirkeflikleri gördüğüm hastane odaları beni hep rahatsız eder.acılarımı tazeler:(( ama gülen'le hastanede olmak bile okadar eğlenceliydi ki!..
oturduğumuz yerde kelime oyunu oynuyoruz,hakan abi ve gülen'in sohbetleri derin nefes alıp eller yukarı yukarı giderken arkaya bakınca babasını görmesi ve koluna girmesi:) sonra ben zeka eve giderim deyip sokaklarda turlayıp tekrar hastaneye dönmem.hakan abinin gelip beni alması..vallahi hakan abi hakikatten eşi emsali olmayan bir insan..bu devirde böylesi ciddeen yok.çok ince ,çok düşünceli,

yımırtada yanımda artık alıştı mutfakta ve salonda..bir tatlı huzur almaya geldim şarkısını kendime armağan edip..şimdilik gidiyorummm...

12 Kasım 2011 Cumartesi

KADERDEN KAÇMAK!..

Bir gün adamın birisi koşarak Hz. Süleyman'ın (a. s) huzuruna girdi. Adam tir tir titriyordu. Yüzü sararmış, dudakları morarmıştı. Hz. Süleyman:
- Ne oldu sana, bu halin nedir? dedi. Adam soluk soluğa cevap verdi:
- Azrail bana çok tuhaf bir nazarla, hatta hışımla baktı. İçime tarifsiz bir korku düştü. Sizin adaletinize sığındım, dedi.
- Peki, benden ne istiyorsun? dedi Süleyman (a
.s).
- Ey adil padişah. Rüzgara emret, beni Hindistan'da bir adaya bıraksın. Belki orada Azrail'in hışmından canımı kurtarırım, dedi adam.
Hz. Süleyman rüzgara emretti ve rüzgar da adamı Hindistan'da bir adaya götürdü.
Ertesi gün Hz. Süleyman divan vaktinde halkı kabul ederken Azrail çıkageldi. Hz. Süleyman, bir gün evvelki hadiseyi, adama niçin hışımla baktığını sordu. Azrail:
- Ey Allah'ın şanı yüce peygamberi. Ben o adama hışımla bakmadım, onu görünce şaşırdım. Çünkü Cenab-ı Rabb-ül Alemin, bana: "Git, falan kulumun canını Hindistan'da al!" buyurdu. "Bu adamın yüz tane kanadı olsa yine de Hindistan'a gidemez." diye düşündüm. Hindistan'a gidince adamı orada buldum ve canım aldım, dedi...

6 Kasım 2011 Pazar

GEÇ BULDUM ÇABUK KAYBETTİM:(((

yarın bayram erken yatıp erken kalmak gerekir değil mi? bende her sene durum aynı olur aynı acı,aynı burukluk ,aynı gözyaşı...ve sabaha kadar uyuyamam. nedeni  BURADA YAZMIŞTIM. 

itiraf etmeliyim ki!.. ben hiç bir zaman hayırlı bir evlat olamadım ne yazıkki:(( asiydim hemde çok asi bakmayın böyle sakin sessiz durduğuma ciddi ciddi piskopattım.her gün bi olay, her gün bir vuukat olurdu.annem dedektif gibi attığım her adımı takip ederdi.çantamı kurcalar ,telefonlara sesini incelterek ''ben funda'' diye yanıtlardı.aşırı disiplin vardı öyle arkadaş doğum günüymüş falan asla salmazdı.kolana ilaç atarlar ,vs vs...kendi teyzemde kalamazdım bekar oğlu var diye...tabi böyle olunca kızardım küplere binerdim.arkadaşlarım gezip tozarken ,herşey serbestken bense disiplin içersinde sıkışmış annemin bu kadar katı olması arkadaşlarımın annelerini kıskanırdım.ama yapacağımdanda geri kalmazdım yasak ya cazip mi gelirdi ya da tam kanımın kaynadığı dönemler 16 ,17 tehlikeli yaşlarda olduğumdan mı ??

sürekli kavga halindeydik.:(( çok değil beni biraz anlamasını isterdim.annemim korkusundan sevgilimi tövbe..bir gün okul gezisine gitmiştik.takip etmiş bir ağacın arkasına saklanmış.bende bizim mahalleden erdinç abi var benden bir kaç yaş büyük ona rastladım sohbet ede ede yürüyoruz.allahım tokatın nerden geldiğini bilemedim sadece beni dövse iyi erdinç abiyide dövdü..saçımdan çeke çeke öğretmenimin yanına götürüp birde arkadaşlarımın içinde rezil etti..

bu kavgalar birbirimizi üzmeler ,ağlatmalar ben 20 yaşına gelinceye kadar devam etti.23 olduktan sonra ne hikmetse artık yaşım oturdu olğunlaştım diyemi beni serbest bıraktı.hatta sevgilimi bile anneme anlatır olmuştum..ve buluşmam için izin bile veriyordu.annemi yeni bulmuştum.tüm kavğalara rağmen bana en ufak birşey olsa yeri gögü inletirdi bir panter gibi saldırırdı avına..aslında biz çok severdik birbirimizi ama annemin hurafeleri çaya ilaç atarlar,kandırırlar ,kaçırırlar iftira atarlar,kötü ortamlara sokarlar  vb yüzünden heppp gerilim dolu anlara şahit olurdu zaman..
sıcak sohbetler,mahalledeki güncel olaylardan karşılıklı dedikodular yapar,gece yarılarına kadar oturur örgü örerdik.''öğren derdi ben ölünce kimselere muhtaç olma el göstermez bi küçücük örneği bile''öğütler verirdi..bir gün ağlarken yakaladım ''ben ölürsem sen ne olcan.gelin istemez abin zaten kılıbık ,ablana gitsen el oğlu teyzelerin 3 gün 5 gün bakar ahh bi yuvanı kursam ben ölmeden yerini yurdunu bi bulsam'' diye ağlardı:(( ama korkmuyorum sen kardeşlerine benzemiyorsun.atılğan,kavgacı ,tuttuğunu koparan,açta kalmazsın açıktada kalmzsın.'' demişti..


keşke anacım keşke daha uzun kalsaydın yanımda..evlendiğimi ,evimi nasıl çekip çevirdiğimi görseydin:(( ben yine sana çiğdem ayıklasaydım ,karışan yünlerini düzeltseydim,sana şakalar yapıp süsleyip püsleseydim yine..geceleri mutfakta seni yasak olan yiyecekleri yerken yakalasaydım sende çocuk gibi ''vala azıcık aldım azıcık.'' deseydin.sonra bakışıp gülüşseydik..bana kimlere güvenip ,kimlere güvenmeyeceğimi,kimlerden uzak durmam gerektiğini söyleseydin..sobanın üstünde kestane pişerken, içine patates atsaydık.sen yine bana gençliğini ,yaşadıklarını,gördüğün kötülükleri, yaşadığın tüm olumsuz şartları anlatsaydın..nasıl kalp hastası olduğunu ,aşık olduğunu kalbinin heyecanla çarptığını ama korkudan asla bunu söyleyemediğini seninle yayaşıp seninle öldüğünü anlatsaydın..hastalandığımda başucumdan ayrılmadığını o misss gibi türüm,türüm kokan çorbalarından yapsaydın.beraber salça yapsaydık ,ben salçalı elimi yüzüne bulasaydım ,sende hortumla beni ıslatsaydın...aşure,tarhana yapsaydın..yıllar varki tarhanaya hasretim anam...bir yere gittiğimde dört gözle beni bekleseydin, ben gelmeden sofraya oturmasaydın..

okey ve kağıt oynasaydık yine geceleri. olası tahminlerimizi ,şüphe ve kuşkularımızı anlatsaydık..ben acıksaydım gecenin bi yarısı sen hiç üşenmeden çok sevdiğim mercimekli pilavı yapsaydın..ya da şekerli ekmeği.. ben çaktırmadan tüyseydim sigaramı içip gelseydim..''afiyet olsun içtin mi zıkkımını'' deseydin....ben uyuduğumda üstümü örtüp, sobayı körükleseydin sönmesin diye..sabahları patlıcan ,biber közleseydik ,çemen yapsaydık...pikniğe gittiğimizde gözün bende ben işe güce dalınca koca ekmeğe doldursaydın etleri olay mahallinden ayrılsaydın..seni yakaladığımda '' hava alıyom ,yürüyüş yapıyom'' deyip ekmeği arkana saklasaydın..bende göz yumup ''hadi bikereden birşey olmaz ekmek gözümden kaçtı sanma ''deyip'' hırsızı yakaladım ey ahali şok şok şok kaybolan etler şu ekmek arasından çıktı.'' deseydim..

 gençlerr!.. anne ve babanızın kıymetini bilin.size yasakda koysalar ,izinde vermeseler bilin ki!.. size güvenmediklerinden değil!.. çevrenin ,düzenin bozuk olduğundan..size en ufak bir zarar gelmesini istemediklerinden.sizi çok sevdiklerinden..


                                                  
                   







Haberler Haberler
Bumerang - Yazarkafe